süzülmek
76 görüntüleme
-
mecaz
Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan ilerlemek
Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal.
Yahya Kemal Beyatlı -
mecaz
İnsan sessiz, gizlice ve kayıyormuş gibi gitmek
Bir daha vurdum ve cevap alamayınca her zaman yaptığım gibi usulca kapıyı açıp içeri süzüldüm.
Haldun Taner -
mecaz
Göz baygınlaşmak, mahmurlaşmak
Bu sözleri söylerken mebusun gözleri süzülerek ufalıyordu.
Peyami Safa -
mecaz
Uyumlu bir biçimde ve salınarak yürümek
Bir tanesinin elinde -muhakkak çalmış olacak- bir şık şemsiye, o günün sosyete hanımlarını taklit ederek kırıtıyor, süzülüyorlardı.
Halide Edip Adıvar -
mecaz
Yüzüne nazlı bir anlam vermek
-
mecaz
Çok zayıflamak
Yedi sekiz gün içinde kızcağız, süzülmüş, solmuş, gözleri çukura kaçmıştı.
Memduh Şevket Esendal