kudurmak
357 görüntüleme
-
mecaz
Aşırı davranışlarda bulunmak, taşkınlık göstermek
Kudurmuş bir heyecanla döndü.
Ömer Seyfettin -
mecaz
Çok yaramazlaşmak, ele avuca sığmamak
Dört tarafı haraca kesen bu kudurmuş oğlanı kodese attırana kadar el birliğiyle çalışacağımıza söz veriyor muyuz?
Haldun Taner -
mecaz
Gücünü artırmak, tehlikeli bir durum almak, tehlikeli bir duruma gelmek
Oraya üşüşen Avrupalılar, doymak bilmez kudurmuş bir açlıkla din kardeşlerimizin kanlarını emip dururlar.
Ömer Seyfettin -
mecaz
Çok kızmak, öfkelenmek
Kırlarda saatlerce böyle dolaştı, durdu / Söylendi, homurdandı. Düşündükçe kudurdu!
Enis Behiç Koryürek