kırpmak
140 görüntüleme
-
Göz kapaklarını açıp kapamak; kıpmak
Az lakırtı söyler, sık ve siyah kaşlarının altında asla kırpmadığı iri, parlak, sabit ve siyah gözlerini hep önüne dikerdi.
Ömer Seyfettin -
mecaz
Kesinti yapmak, tutumlu davranmak
Her hafta bu dergileri alabilmek için küçücük gündeliğimden bir parçasını, öğle yemeklerinden kırparak biriktiririm.
Yusuf Ziya Ortaç