kırpmak

140 görüntüleme

  1. Göz kapaklarını açıp kapamak; kıpmak

    Az lakırtı söyler, sık ve siyah kaşlarının altında asla kırpmadığı iri, parlak, sabit ve siyah gözlerini hep önüne dikerdi.

    Ömer Seyfettin
  2. mecaz

    Kesinti yapmak, tutumlu davranmak

    Her hafta bu dergileri alabilmek için küçücük gündeliğimden bir parçasını, öğle yemeklerinden kırparak biriktiririm.

    Yusuf Ziya Ortaç