kırmak
550 görüntüleme
-
argo
Kaçmak, uzaklaşmak
-
mecaz
Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek; yaralamak
Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz.
Mehmet Kaplan -
mecaz
Yok etmek
Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım
Enis Behiç Koryürek -
mecaz
Gücünü, etkisini azaltmak
Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış.
Burhan Felek