kırmak

550 görüntüleme

  1. argo

    Kaçmak, uzaklaşmak

  2. mecaz

    Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek; yaralamak

    Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz.

    Mehmet Kaplan
  3. mecaz

    Yok etmek

    Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım

    Enis Behiç Koryürek
  4. mecaz

    Gücünü, etkisini azaltmak

    Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış.

    Burhan Felek