hava

238 görüntüleme

  1. mecaz

    Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz)

    Bu sözlerin sonu hava.

  2. mecaz

    Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik

    Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar.

    Haldun Taner
  3. mecaz

    ► üslup

    Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla...

    Yusuf Ziya Ortaç
  4. mecaz

    İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam; atmosfer

    İlk deneme dalış günü gelince, denizcilerde büyük bir coşkunluk, bir tören havası vardı.

    Halikarnas Balıkçısı
  5. mecaz

    ► çekicilik

    Kadın güzel değil ama havası var.

  6. mecaz

    Keyif, âlem

    Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz.

Köken

Arapça (هواء hawāˀ): hava, atmosfer, boşluk