hava
238 görüntüleme
-
mecaz
Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz)
Bu sözlerin sonu hava.
-
mecaz
Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik
Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar.
Haldun Taner -
mecaz
► üslup
Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla...
Yusuf Ziya Ortaç -
mecaz
İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam; atmosfer
İlk deneme dalış günü gelince, denizcilerde büyük bir coşkunluk, bir tören havası vardı.
Halikarnas Balıkçısı -
mecaz
► çekicilik
Kadın güzel değil ama havası var.
-
mecaz
Keyif, âlem
Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz.
Köken
Arapça (هواء hawāˀ): hava, atmosfer, boşluk