ağır

192 görüntüleme

  1. mecaz

    Gösterişi fazla olmayan, ciddi olan

    Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi.

    Mithat Cemal Kuntay
  2. mecaz

    ► çetin

    Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu.

    Feridun Fazıl Tülbentçi
  3. mecaz

    Sıkıntı veren, bunaltan; sakil

    Sanki ağır bir yükün altından kurtuldum.

    Ömer Seyfettin
  4. mecaz

    Dokunaklı, kırıcı, insanın gücüne giden

    Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum.

    Nurullah Ataç
  5. mecaz

    ► ağırbaşlı

    Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı.

    Halide Edip Adıvar
  6. mecaz

    Keskin, boğucu (koku)

    Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır.

    Falih Rıfkı Atay
  7. mecaz

    Davranışları yavaş olan

  8. mecaz

    Sindirimi güç (yiyecek)

    Ağır bir yemek.