ağır
192 görüntüleme
-
mecaz
Gösterişi fazla olmayan, ciddi olan
Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi.
Mithat Cemal Kuntay -
mecaz
► çetin
Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu.
Feridun Fazıl Tülbentçi -
mecaz
Sıkıntı veren, bunaltan; sakil
Sanki ağır bir yükün altından kurtuldum.
Ömer Seyfettin -
mecaz
Dokunaklı, kırıcı, insanın gücüne giden
Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum.
Nurullah Ataç -
mecaz
► ağırbaşlı
Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı.
Halide Edip Adıvar -
mecaz
Keskin, boğucu (koku)
Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır.
Falih Rıfkı Atay -
mecaz
Davranışları yavaş olan
-
mecaz
Sindirimi güç (yiyecek)
Ağır bir yemek.